Viva Netdaş!
September 24th, 2009Dün gece saat 01:15 sularında kendimi Opera 10.0 versiyonu “About” sayfasındaki her satırı okurken yakaladım.
“Ne yapıyorum ben” diye kendime sordum. Sanırım kabul etmesem de bir tür “nerd”tüm ben de. İnternet’le düşüp kalkan, son 10 yılını internetsiz geçirmemiş bir kuşağın üyesi.
“İnternet olmasaydı hayatımda neler olmamış olurdu?” sorusu geldi ardından. Bir sevgilim, bir sürü arkadaşım hayatımdan silinirdi. Uzun süren sabahlamalarda yaptığımız konuşmalar silinirdi. Ta IRC zamanlarından bu yana. ICQ yeşil çiçeğiyle hayatıma giren, MSN’le başka boyutlara geçen anlık mesajlaşma hadisesi de.
Bir daha asla izleyemeyeceğimi sandığım bir sürü eski televizyon, video kaydını izlediğim anlarda yaşadığım o tuhaf mutluluk hissi; YouTube.
Unuttuğum, izini kaybettiğim arkadaşlarım, forumlarda yapılan bitmek bilmez tartışmalar, etkinlikler, doğum günleri hatırlatmaları, fotoğraflarda etiketlenmeler, yeni arkadaş edinmeler: 80630.com, Facebook, FriendFeed ve şimdi aklıma gelmeyenler.
Paylaşımlarım, yazdıklarım, çizdiklerim, başka yazılan çizilenlere yaptığım yorumlar; DeviantArt, güncem.com, myspace.
Sevdiğim şarkılar : LastFm, Pandora.
Mesleğimle ilgili araştırdığım binlerce yazı, makale.
Ansiklopedik bilgi kaynağımız : Wikipedia.
Kutsal bilgi kaynağımız: Ekşi Sözlük ve okunan yüzlerce saçma / harika entry.
Gördüğüm binlerce fotoğraf, sayısız video, tıkladığım binlerce, onbinlerce link. StumbleUpon. Delicious.
Okuduğum haberler, okumayıp kapattığım başka haberler, paylaştığım haberler. Digg.
Aldığım e-postalar, gönderdiklerim, heyecanla beklediklerim, geldiğinde canımı sıkanlar. Gmail.
Farkına vardığım bambaşka dünyalar, başka insanlar. Bloglar. Twitter.
Bizbize, ailecek P2P ve elbette temiz ferah 3+1 Torrent.
Hayatıma bir çok şeyden daha büyük lezzetler katan Shakespeare-vari “Ya Nasip” dublajı.
Dünyanın en kafası başka yerde insanı: “Ali Dalyan Tuncay“.
Ve başka bir sürü harika şeylerle dolu internet.
Herkes kendininkileri ekleyebilir.
Bütün bunların hayatımda olmadığını hayal ediyorum sonra:
YouTube’nin yasaklandığını, Facebook, MySpace sitelerin çeşitli nedenlerle kapatılmaya çalışıldığını,Torrent ve P2P nin engellendiğini.
Wordpress’in , Blogspot’un kapatıldığını.
Çeşitli bahanelerle, bir yasa maddesine dayandırılarak, tümden. Süresiz. Bir süreliğine.
Sonra internetin bir bakanlığın denetimine alınarak, her tarafına “Mobese” gibi izleme sistemlerinin yerleştirildiği geliyor gözümün önüne.
Üstüm başım kirlenerek özgürce oyun oynadığım bu sivil sokağın, karanlık gri binaların gölgesiyle yutulduğunu, özgürlüğümün yok olduğunu hissediyorum.
Gözlerimi açtığımda, artık bu hayal değil. Bugüne kadar yasaklanmış 6000 site. Milli internet hedefi.
O kendimi ait hissettiğim özgür ve renkli ülkenin her vatandaşı için -gecenin şu vaktinde uyanık ya da uyuyor olabilir- düşüncesi ne olursa olsun, fikir ve ifade özgürlüğü, izlenmeden ve gözetlenmeden yaşama-mahremiyet- özgürlüğü istiyorum.
“Net”‘in benim hayatımın bir parçası olduğu anlaşılsın istiyorum.
Bu yüzden bağlantıya geçip, “sanal” vatanlarının özgürlüğü için sesini yükselten net vatandaşlarının arasında kendi yerimi alıyorum.
Bu yüzden kendimi bir “netdaş” olarak görüyorum.
Özgür internetin özgür netdaşlarına selam olsun.

