Mümkün gelecekler arasında
October 12th, 2009
Geleceğin nasıl olacağı hep ilgimi çekmiştir. Kimin çekmedi ki? Bilimkurguyla büyümüş bir kuşağız. Gelecekle ilgili en ilginç konuların başında ise (uçan arabalarla birlikte
zeka sahibi makineler gelir.
Makinelerin bilinçlenmesi, zeki olması ilk makinelerden beri konuşulur. Siber-otomatlardan, yapay zeka algoritmalarına ve süper-bilgisayarlara kadar ne maceralar yaşandı, felsefi tartışmalar bitmek bilmedi.
Bu konuda konuşabilmek için “Computation Theory” bilmek lazım. Örneğin Stevan Harnad’ın “COMPUTATION IS JUST INTERPRETABLE SYMBOL MANIPULATION; COGNITION ISN’T” adlı ünlü makalesini şöyle bir okumak lazım. Hesaplama kavramını bilmek lazım yani. Gödel‘i anlamak lazım. Biraz fizikten, kimyadan, doğal bilimlerden haberdar olmak lazım. Determinizm deyince, formel sistemler deyince muhabbeti oradan harlayabilmek lazım. Az biraz felsefe de bilmeli insan. Searle okumuş olmalı insan. Kant’ın kimi düşünceleri bile anlaşılmış olmalı. Onu da okumadıysan Roger Penrose‘nin Türkçe’ye çevrilen Kralın Yeni Usu serisini okumalı. Bunları bilmeden yapay zeka üzerine konuşmak, Counter Strike’da kevlar helmet ve şarjör almadan 8 hard botla Dust 2 oynamaya benzer. Bakmayın aslında ben de derinlemesine gidemedim bu işe. Ayrı bir iş bu işin teorisi. Ama meraklı olduğum için, ara ara birşeyler öğrenmeden de duramadım.
İşte bu bildiğim ve anladığıma memnun olduğum kavram, bugünkü bilgisayarların altındaki modeli açıklayan
Turing Makinesi kavramıdır. Ünlü İngiliz biliminsanı Alan Turing‘in geliştirdiği bu kavram her yapay zeka tartışmasında ortaya çıkar, özellikle Turing Makinesinin Durma Problemi (Halting Problem) denilen problem, yapay zekanın önündeki “bilinç” basamağını sembolize eden şeydir.
Bir de Turing testi vardır. Basitçe açıklarsam; önünüzde bir klavye var, 2 farklı kişiyle chat yapıyorsunuz. Ama bunlardan yalnızca biri etten kemikten insan. Diğeri bir bilgisayar yazılımı. Eğer kimin bilgisayar kimin insan olduğunu anlayamıyorsanız bilgisayar Turing testinden geçmiş sayılıyor.
Burada bir yol ayrımına, felsefi bir çatala geliyoruz. Bir bilgisayarın “insanmış gibi” davranması, belirli koşullar altında “insandan ayırt edilememesi” onun insani bir akla sahip olduğunu gösterir mi? Bilinç bu mudur? Bu çok tartışılan bir konu. Belki bilincin çok başka fonksiyonları da vardır ama, ben bunun bir zeka olduğunu kabul ediyorum.
LongBet diye bir site var. Uzun vadeli iddialara girebilmeye yarıyor. Ben arasıra girip neler var diye bakarım. Orada ki iddialardan biri (http://www.longbets.org/1) “2029 yılının sonuna kadar hiç bir bilgisayar veya yapay zekanın Turing Testinden geçemeyecek” diyor. Mitchell Kapor tarafından ortaya atılan bu iddiaya , ünlü Fütürist Raymond Kurzweil “ben varım” demiş, ve anti-tezini detaylandırmış. Hem Kapor’un, hem de Kurzweilin argümanlarını siteden okuyabilirsiniz. Ayrıca testin nasıl yapılacağına, kazananın nasıl tespit edileceğine ilişkin yönergeler hazırlamışlar. 2029 yılında (ki tam 49 yaşında olacağım) bu test gerçekleşecek ve sonucunu göreceğiz.
Siz ne dersiniz? 2029 yılında, insanla mı yoksa bir bilgisayar programıyla konuştuğumuzu ayırd edemeyeceğimiz günler gelmiş olacak mı?