Posts tagged ‘radiohead’

İnternet tabularımız

August 16th, 2009

Kirli bir yolculuk

ihbarweb

Biliyorsunuz ihbarweb.org.tr , Türkiye internetinin sansür ve denetim kurumu Bilgi Teknolojileri Kurumu – Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ‘nın internet ihbar merkezi. Buradan çeşitli konularda ihbarcılık yapıp rahatsız olduğunuz, yasak olması gerektiğini düşündüğünüz bir internet yayınını bildirebiliyorsunuz.

Geçerli ihbar kategorileri ise sınırlı. Yani bir siteyi ihbar edebilmeniz ve yasaklanması için çaba gösterebilmeniz için önce bazı şeyleri ihlal etmiş olması gerekiyor. Tabi en sonunda buna mahkeme karar veriyor, ihbarweb ve TİB bu arada sadece bu ihbarı savcılara taşıyan bir organ görevi görüyor.

Bu suç kategorilerinin, yasakların ve dokunulmazların toplumsal olarak tabularımızı ve bir anlamda çifte standartlı totaliter kodlarımızın temelini oluşturduğunu düşündüğüm için bu kirli yolculuğa çıkmaya karar verdim.

1. İntihara Yönlendirme (I don’t belong here)

Üniversitede öğrenci olduğum yıllarda (98-99 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam) bir satanist avı furyası yaşanıyordu. Tüm basın ve emniyet, ortaçağı andırır biçimde satanist gençlerin peşinde sürek avına çıkmıştı hatırlarsınız. Toplu bir mahalle baskısı, Türk ve müslüman dev bir yumruğa dönüşmüş, siyah giyenleri, koyu tonlarda makyaj yapan genç kızları, rock dinleyen tüm gençleri barlardan, pasajlardan toplayıp, heavy metal kasetlerine el koyup, ülkemize yönelik büyük tehdidi bastırmaya çalışıyordu.

Bunun dışında ergenliğe özgü ruhsal bunalım yaşayan, ya da sadece metal müzik dinleyen herkes satanist olmakla “itham” ediliyor, toplumdaki bu büyük engizisyonda şeytana tapmakla yargılanıyordu. Polis ekiplerinin Taksim çevresinde yaptığı çevirmeleri, Akmar pasajı baskınlarını hatırlayın.

Üniversitede biraz marjinal müzik ve şov yapan bir grubun üyesi olan arkadaşım sayesinde çok iyi gördüğüm üzere, bu satanizm öğeli senaryo basın tarafından çok tutulmuştu. O kadar ki, senaryoya devam bölümleri bizatihi medya tarafından yazılıyordu. Star televizyonu bu arkadaşlarımı grubunuzun haberini yapacağız diye eski sur ve sarnıç kalıntılarına götürmüş, sahne şovlarında kullandıkları maske ve makyajlı oldukları halde onları karanlık tünellerde yürüterek, “satanistler işte böyle yaşıyorlar” diye ürkütücü efektler eşiliğinde bu gizli şer mihraklarını güzeller güzeli toplumumuza faş etmişti.

İşte tam bu sıralarda Ataköy 9. kısımdan bir intihar haberi geldi. Haber vurucuydu çünkü iki kişi, iki genç beraber intihar etmişti. 22 Haziran 1998 günü gerçekleşen bu olayı Hürriyet gazetesi şöyle “haberlemiş” :

Ataköy dün akşam korkunç bir olaya sahne oldu. Şizofren olduğu ve uzun süredir tedavi gördüğü öne sürülen Alman Lisesi öğrencisi 14 yaşındaki Alp Cenan Yuğaç, 14. kattan ölüme atlarken, okul arkadaşı 17 yaşındaki Aslı Yardımcı’yı da peşinden sürükledi.
Ataköy’de Yardımcı’nın oturduğu apartmanın 14. katından atlayan iki genç korkunç sondan önce duvara ‘‘Hepinizi seviyoruz. Ama buraya ait değiliz. We don’t belong here’’ diye yazdılar. Olayın şokundan uzun süre kurtulamayan apartman sakinleri, iki gencin ‘Şeytana tapanlar’ grubunun üyesi olduklarını ve sık sık bir araya gelip ayin yaptıklarını iddia ettiler.

Evet işte bu kadar. Her paragrafta ölen iki gencin şeytana taptıkları iddiasını gözümüze sokarak hatırlatıyor Hürriyet muhabiri. Daha tazecik iki insanın, iki gencin yüreklerini burkan, onları hayat denen bu güzel sahiplenmeden vazgeçecek kadar bunalıma sürükleyen ne vardı, neler yaşandı diye meraklandırmak yerine, toplumsal vicdanımıza merhem oluyor bu muhabir: satanisttiler de ondan.

Devam ediyoruz :

MOR HAYRANI…

Sık sık intiharı düşündüğü, mor rengi çok sevdiği için tırnaklarını mora boyadığı belirtilen Alp Cenan Yuğaç ile Aslı Yardımcı’nın ‘Mor ve Ötesi’ adlı gruba da hayranlık besledikleri öğrenildi. İki genç akşam saatlerinde Zeynep isimli arkadaşlarının ayrılmasından bir süre sonra dışarı çıktılar. Birlikte apartmanın en üst katına çıkan gençler, sahanlığın duvarına mor renkli pastel kalemle, ‘‘Hepinizi seviyoruz. Ama buraya ait değiliz. We don’t belong here’’ diye yazdılar.

O zamanlar tabi ki Mor ve Ötesi bu kadar halktan bir grup değildi ve bu gencecik insanların bunalımı yalnızca satanizm olabilirdi. Ne aile, ne okul, ne bu baskıcı ülke, ne bu sevgisiz dünya. Hiçbirşey Radiohead ile Mor ve Ötesi gibi garip müzik grupları dinledikleri ve mor oje sürdükleri gerçeğini değiştiremezdi. Halbuki haberin devamında intihar eden erkek çocuğun bir süredir psikolojik tedavi gördüğü anlatılıyor. Ama bu yeterli olamaz. Haberin devamında yine başa dönülüyor ve polisin tek tip kıyafetler giyen bu satanist grubu ele geçirmek için operasyonlara başlayacağı anlatılıyor ve haber iyice şirazeden çıkıp bir Dan Brown kitabına dönüşüyor. http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1998/06/22/51019.asp

Aradan 10 yıl geçtikten sonra bize inanılmaz derecede geri gelen , memleketin o ruh hali değil mi? Nasıl bir geri kafalılık. Mor ve Ötesi’ni Eurovision’a yolladık, baş tacı ettik, en popüler rock-pop gruplarından biri haline geldi ve artık bazı intiharları daha iyi anlıyoruz artık , en azından anlamaya çalışıyoruz , bu ruh hali ne kadar karmaşık ve anlaşılmaz olabilse de. Kimbilir başka konularda bir 10 yıl sonra baktığımızda şaşkınlığa uğrayacağımız nice geri kafalılık içindeyiz.

İntihara teşvik edilmez kimse. Edilemez. Yaşama güdüsü en temel insan hatta canlı güdüsüdür. Balinalar ve yunuslar sadece beyin mekanizmalarındaki bir şaşkınlıkla intihar ederler, ama biz insanlar çok daha karmaşık ruh dünyalarımızda, insanca ilişkiler, sevgi dolu içten ve onurlu bir hayatı filizlendirebilirsek ona mutlulukla tutunabiliriz. Yalnızlığın, mutsuzluğun tüm renkleri kendine boyadığı bu sürekli mücadele ve yaratım dünyasında bazı insanlar yaşamayı istemiyorlarsa öncelikle bu dünyayı değiştirmek zorundayız.

Aileler çocuklarının, bir internet sayfasındaki görüşlerden etkilenip intihar edeceğinden, yöneleceğinden korkuyorlarsa, korkmasınlar. Çünkü bunun çözümü ailenin içindedir. Ayrıca hiç kimse bu tip içerikleri çocukların ve gençlerin erişimine engelleyen filtreleme yazılımları türünden çözümlerin karşısında değil. Olmayacak ta. Fakat “İntihara Yönlendirmek” türünden bir başlık altında toplanan ve kastedilen içeriğin yetişkinlerin erişimine açık olmasının bir özgürlük sorunu olduğu gerçeğini görmek zorundayız. Eğer bu böyle olmasaydı, emin olun 10 yıl önce, Radiohead’in (kimileri burun kıvırsa, çok ayağa düştüğünü falan da söylese, arabesk te bulsa bence güzel bir şarkıdır) Creep şarkısı ülkemizde yukardaki intihardan sonra yasaklanmış olacaktı. Ben aşağıda bu şarkının sözlerinin bir kısmını yazmak istiyorum :

Radiohead – Creep

When you were here before,
Couldn’t look you in the eye
You’re just like an angel,
Your skin makes me cry

You float like a feather
In a beautiful world
I wish I was special
You’re so fuckin’ special

But I’m a creep,
I’m a weirdo
What the hell am I doin’ here?

I don’t belong here

radiohead